Hükümet Sağlıkta ne yapmak istiyor?
Son çıkan Özel Hastaneler yönetmeliği ve Genel Sağlık Sigortası yasa tasarısı ile beraber sağlık camiası derin bir sarsıntı geçirmektedir. Aslında bu durum bizler açısından beklenen bir gelişme idi. Çünkü AKP nin meşhur Hanımı
Amerikan bayrağı desenli tişört giyen bakanı "
Karlı karsız ne varsa satacağız" dememiş miydi.
O zamana kadar zannetmiştik ki sadece zarar eden KİT ler satılacak. Madem zarar ediyorlar satsınlar o zaman demedik mi?
Özelleştirmenin (satış) içinde Sağlık sektörü de var"Ne varsa" kelimesinin kapsamına Tüm Türkiye'nin gireceğini açık söyleyelim tahmin edememiştik. "Ne varsa" nın içinde sadece Devlet Kurumları, şeker fabrikaları, limanlar, seka, çimento fabrikaları, petkim, poaş, tüpraş, erdemir, THY, topraklar, otoyollar, köprüler yokmuş; meğer hizmet sektörü (eğitim, sağlık ve adalet) de satılacaklar listesindeymiş.
Hatırlarsınız bir önceki hükümet döneminde tarıma dönük tahdit kanunları çıkartılmış, çiftçi ekemez biçemez hale getirilmişti. Daha geçen gün basına yansıyan haberlerde buğday stoklarımızın bittiğinden, tarım ithalatının %70 arttığı haberlerini okuduk. Artık
Tarım ülkesi Türkiye artık buğday ithal ediyor. Ne mutlu bize! Helal olsun büyüklerimize!
Yabancı sermaye ilkin Bakkallarımızı etkiledi? Bakkallar Büyük sermaye sahibi marketler karşısında eridiler, bittiler. yada karın tokluğuna çalışır hale geldirler. En büyük on marketi saysak 9 u yabancı nın değil mi? (Carrefour-Fransız, Migros-İngiliz, Dia, BIM vs...)
Sağlık da aynı kaderi yaşıyor. Başlangıçta vatandaşın hoşuna giden uygulamaların esas hedefi gayesi her sahada olduğu gibi küçükleri batırmak, büyükleri da yabancı sermaye ye satma niyet ve teşebbüsü var. Muhterem bakanımız "
ne varsa satacağız" dememiş miydi? ve ülkemin Başbakanı "
Ülkemi pazarlamakla mükellefim" dedi ve dediklerini yapıyorlar. Onların suçu yok elbet. IMF politikalarını uygulayacağız dediler ve uyguluyorlar.
Sağlık da pazarlanacak elbet. Ülkem doktoru, diş hekimi, eczacısı ve hemşiresi de yabancıların işçisi olacak. Herşey açık ve net oynanıyor.
AYSAD Genel Başkanı Dr. Kürşad Özdemir, ''Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik Taslağı''nın aynen yürürlüğe girmesi halinde, bu merkezlerin yüzde 99'unun kapanacağını ve 50 bin kişinin işsiz kalacağını bildirdi.
Sabah Gazetesinden ramazan Aydın yaptığı araştırmada "Sosyal Güvenlik Reform Yasası, Meclis Alt Komisyonu'ndan geçtiği gibi çıkarsa,
Türkiye'deki 356 özel hastanenin yüzde 80'i hemen kapanır. Gerisi, kalitesiz hizmete ya da Sosyal Güvenlik Kurumuyla anlaşmasını iptal ederek, gerçek özel hastaneciliğe döner." demektedir.
TÜRK Nöroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Kubilay Varlı: "Uygulama ile dal merkezlerinin hepsi kapatılacak. Özel olarak teşvik edilen 3 özel dal merkezleri için 3 milyar dolar yatırım yapıldı. Bu cihazlar da atıl kalacak. Türkiye tıbbi cihaz çöplüğüne dönüşecek." diyor.
Vaziyet ortadadır. Pe ne yapmak lazım?
Herkes durumu görüyor ve herkes kızıyor ve kınıyor yapılanları. Fakat iş çözüm noktasına gelince yollar ayrılıyor. Vaziyeti konuşmak yazmak netice vermiyor.
Bir grup ne yapalım bunlar kötü ama başka seçenek yok diyerek insanımızı karamsarlığa, çözümsüzlüğe ve yeise itmektedir. Bunlar bilmeden ama gönüllü olarak mevcut satışa su taşımaktadırlar.
İkinci bir grup ise Hükümet aslında iyi şeyler yapacak ama Amerika'ya karşı çıkarsak batarız. IMF'ye göbekten bağlıyız, onlarsız yapamayız demektedir. Bunlara neo-mandacı da diyebiliriz. Bunlar aslından, tarihinden, dininden habersiz bir garip güruhtur.
Bu insanlar Türk insanı için Dünya'nın en pahalı benzini kullanmak, en pahalı doğalgazını yakmak, en pahalı elektriğini kullanmak, en pahalı internetini kullanmak kaderdir ve yapacak bişey yoktur. Yine onlara göre Müslüman Din kardeşini boğazlayan atlantik ötesinden gelenlere yardım etmeliyiz yoksa ekonomimiz batarmış! Öylece köşemizde oturmalı ve Yabancılarım elimizdeki herşeyi almasını seyretmeliyiz. Bunların haline gülsek mi ağlasak mı? Ne garip bir ruh hali insanın aklı almıyor.
Üçüncü bir grup ise Hükümeti eleştirmekte fakat çözüm olarak bir başka mandacı IMF'ci AB'ci ve Amerikan'cıyı önermektedir. Buna en güzel örnek heralde
CHP ve
MHP olsa gerektir. Her iki çözüm ümidi malesef parti programlarında özelleştirmeye sahip çıkmakta yabancı sermayeyi desteklemekte ve küreselleşmeyi destekleyeceklerini ifade etmektedirler. Yani onların ve diğer alternatifler sözde karşı çıkıyor, eleştiriyor gözükseler de özleri asılları birdir.
Özetle insan unutulmuş, Devletin asli görevleri unutturulmak istenmektedir. Sosyal Devlet yabancı sermaye kıskacına girmiştir.
Çözüm bellidir. Türkiye'de AB ile Amerika ile IMF ile ve bunların müdafileri ile bir yere varamaz.
Sağlık ekonomiden ayrı değildir. Sağlık siyasetten de ayrı değildir. O halde sağlıkta çözümün bir ayağı bağımsız ekonomi diğer ayağı milli devlettir.
Türkiye'de satılan, özelleştirilen kurumları, satılan vatan topraklarını tek tek geri alacağım diyen tek insan Prof.Dr. Haydar Baş'tır. Çözüm Milli Ekonomi Modeli (bkz.
www.milliekonomimodeli.com) ve bu modelin uygulama ayağı olan Sosyal Devlet Milli Devlet projeleridir.
Paralı sağlık veyahut moda tabirler Özel Sigorta yamalı sağlık hizmeti yerine Her vatandaşa sağlık imkanlarından ücretsiz olarak yararlanacağı, sağlık hizmeti veren ile alanın birbirine güvendiği, saygı duyduğu ve memnun olduğu güzel günleri görmek dileği ile ...
"Türkiye çözümsüz değil" sağlıcakla kalınız.