Tıbbiyeliler Derneği - www tibder.org
 :: YAZARLAR
Hekimlik gizli ve ulvi bir meslektir -2
Prof.Dr. Cahit BABUNA

Dünyada ve Türkiye’de globalizmin çöküşü
Dr. Abdullah TERZİ

Kafkasya’daki Savaş, Kimin Savaşı
Dr. Ahmet Hamdi KEPEKÇİ

SULTANBEYLİ'DE BTP RÜZGARI
Dr. Ali BESTAMİ KEPEKÇİ

DEVLETİN İLAÇ GİDERLERİ ARTIYOR HÜKÜMET SEYREDİYOR!
Dr. Ali DERELİ

Toplum Kazanacak
Dr. Nuri KAPLAN

Küçükler batacak, Büyükler yabancılara satılacak
Dt. Cumhur AKGÜN

BAYRAMDA BESLENMEYE DİKKAT!
Dyt. Rabia KEPEKÇİ

Sağlıkta yeni dönemin ince ayarları
Misafir Kalem

Kahrolsun Doktorlar
Misafir Kalem-I

 :: KULLANICI MENÜ
Hoşgeldin, Anonim
Üye Adı
Şifre
(Kayıt Ol)
Üyelik:
Son Üye: drmzk
Bugün: 0
Dün: 0
Toplam: 697

Şu An Bağlı:
Ziyaretçi: 10
Üye: 0
Toplam: 10
 :: SAĞLIK LİNKLERİ
Türk Tabipler Birliği
Türk Diş Hekimleri Bir.
Türk Eczacılar Birliği
Ohsad
Tusider

Medline Arama
Medikal Sözlük
Sağlık Hukuku

MediMagazin
Hekim Haber
Sağlık Aktüel
Memurlar.net Sağlık 
NTVMSNBC Sağlık
İnternethaber Sağlık

Drtus.com TUS Portalı
Tusdata Online
TUS Soruları

Bursa Psikiyatri
Doktor Sitesi
Bil-Med

Dişhekimi Sitesi
Dişhekimi Forum
Dental Gazete

Gazeteler
E-Devlet Portalı
T.C. Kimlik Numarası
Vergi Kimlik Numarası

Sağlık Bakanlığı
Sağlık Mevzuatı
Sağlık Bilgi Erişim Mer.
Sosyal Güvenlik Kurumu
SSK  I EMS I Bağkur


Site ekle


Hekimlik gizli ve ulvi bir meslektir -2
 Prof.Dr. Cahit BABUNA
Prof.Dr. Cahit BABUNA

Tarih: 30 Haziran 2008 Çarşamba


Hastalıklardan kurtulmak istiyorsak!

Hastanın iyileşmesi için birkaç temel unsurun bir arada uygulanması gereklidir. Sadece hekim değil; hekim ile birlikte, hekime yardımcı unsurlar da değerlendirilmelidir.

Hekime yardımcı unsurlar

Bu etki sahasında  daha iki unsur vardır. Bunlar :

İlaçların içindeki muhtevasının     hastalık teşhisine uygun olması. (Yani bu muhtevanın gösterildiği  şekilde tam olarak yapılmış olması)

Hastalar tarafından hekimin  söylediği şekilde ve vaktinde kullanılması...

Bu durum da bazen yetmemektedir. Hastanın  hekimler tarafından  periyodik olarak takip edilmesi de çok önemlidir. Bunun da yine iki  başlıca sebebi vardır. Bunlar:

1- İlaç etkilerinin takibi


Bu durum ise tanının doğru olup  olmadığını-ilaçların tam olarak kullanılıp kullanılmadığını– ve onların etkili olup olamadığı bilmek için   elzem görülmektedir

2-  İlaçların etkisi

İlaçların yan etkilerinin olup olmadığını ve varsa onların zamanın da fark edilmesinin, hastaya fazla zarar vermeden sağlaması bakımında çok önemlidir. Tüm bunların  doğru bir şekilde uygulanması ise:

- Hekimlerin bilimsel olarak, çok  iyi ve duyarlı bir şekilde eğitilmiş olmalarına,
- Hastaların hekimlere tam güvenmiş olmalarına,
- Hekimlerin dediklerinin tam   olarak yerine getirilmesine,
- Herhangi bir aksaklığın veya  beklenmedik olayın zamanında ve  hiç vakit kaybetmeden, çevreye   değil; kendi sorumlu hekimine bilgi vermesine, Bu ilaçların dışında etraftan  tavsiye edilen başka  hiçbir ilaç; ev ilacı sayılan unsurların kullanmamasına...

Kısacası hastalandığımızda:

1– İyi ve güvendiğiniz bir hekime  önce muayene olunur,
2– Sadece onun verdiği ilaç kullanılır,
3– Bunun dışında, hastalık  seyrinde beklenmedik bir değişme olursa hemen doktorunuz haberdar   edilir,
4– İlaçların kullanımını da vakitsiz  kesilmemelerdir. Mesela artık ateş  düştü, ağrım geçti, kanama durdu,  rengim düzeldi veya hastalıkla ilgili diğer bazı belirtilerim geçti, diye  doktora haber vermeden ilaçların    kesilmesi doğru  değildir. Çünkü  hastalık tam tedavi edilmezse kolaylıkla tekrarlayabilir!

Hastalık yoktur hasta vardır


Evet; balıkta okuduğunuz gibi... Hastalık yoktur hasta vardır. Çünkü    aynı hastalık değişik hastalarda değişik şekilde seyredebilir.

İnsanlar genellikle  hastalığa dönük düşünür, ancak aslında hastalıkla beraber o hastadaki hastalığın  gelişme şeklinin düşünülmesi gerekir. Çünkü her hastalık değişik kimseleri değişik şekilde etkilemektedir. Çünkü hastalık aynı olsa da her vücuttaki etkileri aynı olmamaktadır.

Bunun da başıca sebepleri  şunlardır:


Sağlıklı ve dinç bünyeler o hastalığı çabuk yenmektedir. Çünkü her insanın içinde koruma mekanizmaları vardır.


O hastalığı daha önce sessizce atlatmış ve ona karşı direnç kazanmış insanlar da vardır,

Yaşlı ve organları daha önceki dönemlerde, ileri derecede çeşitli  hastalıklardan yıpranmış organlı insanlar vardır,


Bebekler ve çocuklar vardır. Onlardaki dirençler farklı olmaktadır.

Bazı hastalıklara karşı özellikle  duyarlı bünyeler vardır,

Tüm bunların dışında bizim daha bilmediğimiz ve bilemediğimiz  etkenler de bazı kimseleri hastalıklara karşı, daha güçlü veya daha güçsüz kılabilmektedir.

Tüm  bu  etkenleri daha  çok  sayıda sıralayabiliriz. Onun için halkımızda genellikle bilinen bazı yanlış   uygulamaları üzerinde burada durmak isterim.

Bu uygulamalar ise kısacası şunlar olmaktadır:


1– İnsanlarımı genelde başkalarının reçetelerini alarak kullanmak isterler. Ancak kimsenin reçetesini veya ilaçlarını kullanmamak gerekir, çünkü  bünyeler  farklıdır.

2– Etraftan ileri geri sağdan soldan tavsiye edilen ilaçları kullanmamak gerekir. Bu durum hastaların ağırlaşmasına ve tedavi edilemez duruma gelmesine sebep olabilir,

3–  Hele evlerde kırsal bölgelerde  kullanılan ve onlara  genel anlamda kocakarı ilaçları denen nesneleri kullanmamak gerekir.

Çünkü her ot ve bitkide yüzlerce değişik kimyasal oluşum olabilmektedir. Diyelim ki, onların bir kısmı  hastalığa isabetli oldu. Ancak diğer kısımlarındaki ters etkenlerin değişik  organlarımız; özellikle, mide ve bağırsaklarımıza, yani hazım sistemine  ters etki, yapabilir. Kara ciğere, pankreasa, böbreklere, kalp ve damar sistemine ve diğer yüzlerce organ ve yapılara sayılamayacak kadar  zarar verebilir.

Hekimlerin ilaçlar için çok kullandıkları "doz" kelimesi mevcuttur. Bu doz  verildiği ilaçların en duyarlı ve gerekli  maddesinin miktarını, yüzdesini ihtiva etmektedir. Verilen her ilacın dozu ilaç kutularında belirlenmiştir. O dozları hekimler muayeneden sonra  reçetelerinde yazarlar ve hastaya verirler.

Dozlar genellikle miligramlarla ifade edilmektedir. Miligramlar ise gramın 1000 misli küçük dozlarını ifade etmektedir.

Halkımızın alışkanlıkları arasında  eskiden beri bazı uygulamaları vardır. Rahatsız olduğu zaman genellikle önce  eczaneye uğrar veya eczacıdan veya  oradaki çalışanlardan ilaç almak ister ve çoğunlukla da alır ve kullanır. Bunların  çoğunlukla basit soğuk algınlıklarında Faydalı olduğu zannedilir. Ancak bir hususu bilmek gerekir. İnsan sağlığı  hem çok güçlü ve dirençlidir hem de bazı durumlarda çok kırılgan olabilir. İnsanın bu tür hareketlerde belki yüz defa bazı hastalıkları atlattığını zanneder.  Ancak, yüzbirinci defa öyle bir hatalı  duruma düşebilir ki, hatalarının tümünü  birden ödemek zorunda kalır; yani  sağlığının kaybolmasına sebep olur.  Kısacası bu tür sorumsuzluklarda  trafik kazaları gibi sağlık kazaları da kolayca  oluşabilmektedir.

Vücut, kendi kendini tedavi eder

İnsanın vücut yapısı Cenab-ı Hakk’ın en büyük lütfudur. İnsanlar dünyamızda  milyonlarca yıl boyunca ya çok eksik  ilaçla ya da ilaçsız hayatlarını devam ettirmek zorunda kalmıştır.  

Ancak çok eskilere gidilirse o zamanki insan ömrünün ne kadar kısa olduğu açıkça görülür. Mesela Mısır firavunları dönemindeki insanların hayatta  kalma  yaşları ortalama 25 -30 yaş kadardı.

O zamanlardaki çeşitli epidemiler ve sair bazı yıllarda veya savaşlarda yüz binlerce insan ölüyordu.  Mesela Kolera, veba, tifüs, lepra ve daha nice mikrop ve virüs çeşitli bulaşıcı  hastalıklarından her yıl milyonlarca insan çaresiz ölüyordu. Şimdi ise antibiyotukler var ve bazı hastalıklar onların etkisiyle dünyamızda   nerdeyse yok  olmuştur. Bazıları ise ileri derecede azalmıştır.

Mesela eskiden verem hastalığının tedavisi neredeyse imkansızdı. Lakin şimdi verem hastalığı da kontrol altına alınmıştır. Çiçek hastalığı  aşı ile ortadan neredeyse tamamen ortadan kaldırılmıştır. Kızamık, kızıl difteri vb. hastalıklar da ya tamamen yok olmuş  veya ileri derecede azalmıştır!

Şimdi ise antibiyotiklerle bunların  mikroplarına karşı etkili ilaçlar kullanılarak bu bulaşıcı hastalıkların etkinliği kolayca önlemektedir.

Kadın ve erkeğin ömrü niçin farklı?


Dünyanın her tarafında olduğu gibi kadınlar daha uzun yaşamaktadır. Bunun bir çok sebebi mevcuttur.

A– Kadınların nüfus dengesindeki doğurganlık ve annelik rolü erkeklere göre daha ulvidir. Kadınlar bir nevi dünyayı sırtlarında taşımaktadırlar. Cenabı Hak, onların vücutlarına bazı hormonal koruyucular vermiştir.

B – Kadınların kan hücreleri her ay 250-300 cm.3 yenilenmektedir. Böylece vücuttaki organların beslenmesi taze kan hücreleri ile daha aktif olmaktadır.

C   Kadınlar çocuklar için babalara nazaran daha yakındır. Daha bağışlayıcıdır ve daha anlayışlı davranmaktadır. Kadınlar bazen çocuklarla çocuk olmasını bilmekte ve her zaman çocuklarının yanında yer almaktadır.

D – Kadınlar sağlıklarından daha çok şikayet etmekte, ancak doktora daha çok gitmekte ve ilaçlarını genellikle daha muntazam kullanmakta ve daha iyi tedavi görmektedir. Erkekler ise hastalıklarının kendi kendine geçmesini sonuna kadar beklemektedir. Bu durum da onları daha çok yıpratmaktadır.

E – Erkekler dışarıda genellikle ağır şartlarda çalışmakla çabuk yıpranmaktadır. Bunun yanında sağlıksız yerlerde çalışmalar; kimya sanayi, yer altındaki madenler, egzos gazı  ve çevre kirliliklerin bol olduğu yerlerdeki çalışmalar tünellerde ve daha birçok ömür törpüsü yerlerde çabuk yıpranmaktadırlar.

Vücut direnci ve kök hücreler

Dünyadaki nüfus gittikçe  çoğalmakta ve ömürler artmaktadır. Türkiye’de de ortalama ömür nerdeyse 70 yaşın üzerine çıkmaktadır. Hatta kadınların ömürleri erkeklere göre daha da uzun olabilmektedir. Ancak sadece ilaçlar ömrün uzaması için yetmemektedir. Ömrün uzamasında kaliteli beslenme ve bilgili hayat da büyük önem taşımaktadır. Çünkü  dirençli vücutların direncini yükselten bir taraftan genetik yapılar diğer taraftan da bireylerin yaşam tarzları ve bulundukları çevrenin etkisi de çok büyük olmaktadır. Mesela: Her vücutta bir koruyucu sistem mevcuttur. Bu sistem vücudun direncini ifade etmektedir. Son zamanlarda vücudun koruyucu sistemine bir de kök hücreleri varlığı keşfedilmiştir. Onların da rolü bu koruyucu sistemde oldukça büyüktür.

Çeşitli  hastalıklarda, verilen ilaçlar mikropları öldürmekte veya en azından zayıflatmaktadır. Böylece vücudun koruyucu sistemi harekete geçer ve onları  kolayca yok ederek iyileşmeyi sağlamaktadır.

2  Ameliyatlarda veya yaralanmalarda hekimler mikropları temizlemekte ve gereken dikişleri atmaktadır. Ancak yaraların veya dikişlerin kapatılmasını vücut kendi sağlamaktadır.

3  Geçirilen birçok hastalığa özellikle çocuk hastalıklarına karşı vücut sisteminde bağışıklık oluşmakta ve bir daha o hastalık mikrobu geldiğinde ona karşı oluşan  vücuttaki bağışıklık hücreleri o hastalığı hemen daha başında yok edebilmektedir.
Kısacası; hastalıklarda doktor ve ilaçlar, sadece etkeni ortadan kaldırmaktadır. Vücudumuz ise, kendi kendisini tedavi etmektedir. Onun için sağlıklı bir vücuda, bünyeye sahip insanlar daha dirençli olmaktadır.



Hekimlik gizli ve ulvi bir meslektir -1


  
Prof.Dr. Cahit BABUNA
bilgi@tibder.com




Bu köşe yazısı 1974 defa okundu. Toplam 1295 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa Pdf Formatı Pdf Formatı Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder


[ Geri Dön: Prof.Dr. Cahit BABUNA ] - [ Yazarlar İndeksi ]





Genel Merkez : Tıbbiyeliler Derneği Genel Merkezi Sağlık Mahallesi Tuna Caddesi, Mavi Tuna Apt. 34/2 Yenişehir / ANKARA
İstanbul Şubesi : Kürkçübaşı Mah. Yokuşçeşme Sok. No:28/2 Cerrahpaşa Fatih-İstanbul
Sitede yer alan bilgiler tanı ve tedavi amaçlı kullanıldığında sorumluluk tamamen kullanıcıya aittir. Siteye girmekle bu uyarıyı almış sayılırsınız.
Web sitemiz PHP-Nuke (© 2003) kodlarına sahiptir. PHP-Nuke GNU/GPL lisansı altında dağıtılan ücretsiz yazılımdır.
Sayfa Üretimi: 0.07 Saniye