Hastalıklardan kurtulmak istiyorsak!
Hastanın iyileşmesi için birkaç temel unsurun bir arada uygulanması gereklidir. Sadece hekim değil; hekim ile birlikte, hekime yardımcı unsurlar da değerlendirilmelidir.
Hekime yardımcı unsurlar
Bu etki sahasında daha iki unsur vardır. Bunlar :
İlaçların içindeki muhtevasının hastalık teşhisine uygun olması. (Yani bu muhtevanın gösterildiği şekilde tam olarak yapılmış olması)
Hastalar tarafından hekimin söylediği şekilde ve vaktinde kullanılması...
Bu durum da bazen yetmemektedir. Hastanın hekimler tarafından periyodik olarak takip edilmesi de çok önemlidir. Bunun da yine iki başlıca sebebi vardır. Bunlar:
1- İlaç etkilerinin takibi
Bu durum ise tanının doğru olup olmadığını-ilaçların tam olarak kullanılıp kullanılmadığını– ve onların etkili olup olamadığı bilmek için elzem görülmektedir
2- İlaçların etkisi
İlaçların yan etkilerinin olup olmadığını ve varsa onların zamanın da fark edilmesinin, hastaya fazla zarar vermeden sağlaması bakımında çok önemlidir. Tüm bunların doğru bir şekilde uygulanması ise:
- Hekimlerin bilimsel olarak, çok iyi ve duyarlı bir şekilde eğitilmiş olmalarına,
- Hastaların hekimlere tam güvenmiş olmalarına,
- Hekimlerin dediklerinin tam olarak yerine getirilmesine,
- Herhangi bir aksaklığın veya beklenmedik olayın zamanında ve hiç vakit kaybetmeden, çevreye değil; kendi sorumlu hekimine bilgi vermesine, Bu ilaçların dışında etraftan tavsiye edilen başka hiçbir ilaç; ev ilacı sayılan unsurların kullanmamasına...
Kısacası hastalandığımızda:
1– İyi ve güvendiğiniz bir hekime önce muayene olunur,
2– Sadece onun verdiği ilaç kullanılır,
3– Bunun dışında, hastalık seyrinde beklenmedik bir değişme olursa hemen doktorunuz haberdar edilir,
4– İlaçların kullanımını da vakitsiz kesilmemelerdir. Mesela artık ateş düştü, ağrım geçti, kanama durdu, rengim düzeldi veya hastalıkla ilgili diğer bazı belirtilerim geçti, diye doktora haber vermeden ilaçların kesilmesi doğru değildir. Çünkü hastalık tam tedavi edilmezse kolaylıkla tekrarlayabilir!
Hastalık yoktur hasta vardır
Evet; balıkta okuduğunuz gibi... Hastalık yoktur hasta vardır. Çünkü aynı hastalık değişik hastalarda değişik şekilde seyredebilir.
İnsanlar genellikle hastalığa dönük düşünür, ancak aslında hastalıkla beraber o hastadaki hastalığın gelişme şeklinin düşünülmesi gerekir. Çünkü her hastalık değişik kimseleri değişik şekilde etkilemektedir. Çünkü hastalık aynı olsa da her vücuttaki etkileri aynı olmamaktadır.
Bunun da başıca sebepleri şunlardır:
Sağlıklı ve dinç bünyeler o hastalığı çabuk yenmektedir. Çünkü her insanın içinde koruma mekanizmaları vardır.
O hastalığı daha önce sessizce atlatmış ve ona karşı direnç kazanmış insanlar da vardır,
Yaşlı ve organları daha önceki dönemlerde, ileri derecede çeşitli hastalıklardan yıpranmış organlı insanlar vardır,
Bebekler ve çocuklar vardır. Onlardaki dirençler farklı olmaktadır.
Bazı hastalıklara karşı özellikle duyarlı bünyeler vardır,
Tüm bunların dışında bizim daha bilmediğimiz ve bilemediğimiz etkenler de bazı kimseleri hastalıklara karşı, daha güçlü veya daha güçsüz kılabilmektedir.
Tüm bu etkenleri daha çok sayıda sıralayabiliriz. Onun için halkımızda genellikle bilinen bazı yanlış uygulamaları üzerinde burada durmak isterim.
Bu uygulamalar ise kısacası şunlar olmaktadır:
1– İnsanlarımı genelde başkalarının reçetelerini alarak kullanmak isterler. Ancak kimsenin reçetesini veya ilaçlarını kullanmamak gerekir, çünkü bünyeler farklıdır.
2– Etraftan ileri geri sağdan soldan tavsiye edilen ilaçları kullanmamak gerekir. Bu durum hastaların ağırlaşmasına ve tedavi edilemez duruma gelmesine sebep olabilir,
3– Hele evlerde kırsal bölgelerde kullanılan ve onlara genel anlamda kocakarı ilaçları denen nesneleri kullanmamak gerekir.
Çünkü her ot ve bitkide yüzlerce değişik kimyasal oluşum olabilmektedir. Diyelim ki, onların bir kısmı hastalığa isabetli oldu. Ancak diğer kısımlarındaki ters etkenlerin değişik organlarımız; özellikle, mide ve bağırsaklarımıza, yani hazım sistemine ters etki, yapabilir. Kara ciğere, pankreasa, böbreklere, kalp ve damar sistemine ve diğer yüzlerce organ ve yapılara sayılamayacak kadar zarar verebilir.
Hekimlerin ilaçlar için çok kullandıkları "doz" kelimesi mevcuttur. Bu doz verildiği ilaçların en duyarlı ve gerekli maddesinin miktarını, yüzdesini ihtiva etmektedir. Verilen her ilacın dozu ilaç kutularında belirlenmiştir. O dozları hekimler muayeneden sonra reçetelerinde yazarlar ve hastaya verirler.
Dozlar genellikle miligramlarla ifade edilmektedir. Miligramlar ise gramın 1000 misli küçük dozlarını ifade etmektedir.
Halkımızın alışkanlıkları arasında eskiden beri bazı uygulamaları vardır. Rahatsız olduğu zaman genellikle önce eczaneye uğrar veya eczacıdan veya oradaki çalışanlardan ilaç almak ister ve çoğunlukla da alır ve kullanır. Bunların çoğunlukla basit soğuk algınlıklarında Faydalı olduğu zannedilir. Ancak bir hususu bilmek gerekir. İnsan sağlığı hem çok güçlü ve dirençlidir hem de bazı durumlarda çok kırılgan olabilir. İnsanın bu tür hareketlerde belki yüz defa bazı hastalıkları atlattığını zanneder. Ancak, yüzbirinci defa öyle bir hatalı duruma düşebilir ki, hatalarının tümünü birden ödemek zorunda kalır; yani sağlığının kaybolmasına sebep olur. Kısacası bu tür sorumsuzluklarda trafik kazaları gibi sağlık kazaları da kolayca oluşabilmektedir.
Vücut, kendi kendini tedavi eder
İnsanın vücut yapısı Cenab-ı Hakk’ın en büyük lütfudur. İnsanlar dünyamızda milyonlarca yıl boyunca ya çok eksik ilaçla ya da ilaçsız hayatlarını devam ettirmek zorunda kalmıştır.
Ancak çok eskilere gidilirse o zamanki insan ömrünün ne kadar kısa olduğu açıkça görülür. Mesela Mısır firavunları dönemindeki insanların hayatta kalma yaşları ortalama 25 -30 yaş kadardı.
O zamanlardaki çeşitli epidemiler ve sair bazı yıllarda veya savaşlarda yüz binlerce insan ölüyordu. Mesela Kolera, veba, tifüs, lepra ve daha nice mikrop ve virüs çeşitli bulaşıcı hastalıklarından her yıl milyonlarca insan çaresiz ölüyordu. Şimdi ise antibiyotukler var ve bazı hastalıklar onların etkisiyle dünyamızda nerdeyse yok olmuştur. Bazıları ise ileri derecede azalmıştır.
Mesela eskiden verem hastalığının tedavisi neredeyse imkansızdı. Lakin şimdi verem hastalığı da kontrol altına alınmıştır. Çiçek hastalığı aşı ile ortadan neredeyse tamamen ortadan kaldırılmıştır. Kızamık, kızıl difteri vb. hastalıklar da ya tamamen yok olmuş veya ileri derecede azalmıştır!
Şimdi ise antibiyotiklerle bunların mikroplarına karşı etkili ilaçlar kullanılarak bu bulaşıcı hastalıkların etkinliği kolayca önlemektedir.
Kadın ve erkeğin ömrü niçin farklı?
Dünyanın her tarafında olduğu gibi kadınlar daha uzun yaşamaktadır. Bunun bir çok sebebi mevcuttur.
A– Kadınların nüfus dengesindeki doğurganlık ve annelik rolü erkeklere göre daha ulvidir. Kadınlar bir nevi dünyayı sırtlarında taşımaktadırlar. Cenabı Hak, onların vücutlarına bazı hormonal koruyucular vermiştir.
B – Kadınların kan hücreleri her ay 250-300 cm.3 yenilenmektedir. Böylece vücuttaki organların beslenmesi taze kan hücreleri ile daha aktif olmaktadır.
C Kadınlar çocuklar için babalara nazaran daha yakındır. Daha bağışlayıcıdır ve daha anlayışlı davranmaktadır. Kadınlar bazen çocuklarla çocuk olmasını bilmekte ve her zaman çocuklarının yanında yer almaktadır.
D – Kadınlar sağlıklarından daha çok şikayet etmekte, ancak doktora daha çok gitmekte ve ilaçlarını genellikle daha muntazam kullanmakta ve daha iyi tedavi görmektedir. Erkekler ise hastalıklarının kendi kendine geçmesini sonuna kadar beklemektedir. Bu durum da onları daha çok yıpratmaktadır.
E – Erkekler dışarıda genellikle ağır şartlarda çalışmakla çabuk yıpranmaktadır. Bunun yanında sağlıksız yerlerde çalışmalar; kimya sanayi, yer altındaki madenler, egzos gazı ve çevre kirliliklerin bol olduğu yerlerdeki çalışmalar tünellerde ve daha birçok ömür törpüsü yerlerde çabuk yıpranmaktadırlar.
Vücut direnci ve kök hücreler
Dünyadaki nüfus gittikçe çoğalmakta ve ömürler artmaktadır. Türkiye’de de ortalama ömür nerdeyse 70 yaşın üzerine çıkmaktadır. Hatta kadınların ömürleri erkeklere göre daha da uzun olabilmektedir. Ancak sadece ilaçlar ömrün uzaması için yetmemektedir. Ömrün uzamasında kaliteli beslenme ve bilgili hayat da büyük önem taşımaktadır. Çünkü dirençli vücutların direncini yükselten bir taraftan genetik yapılar diğer taraftan da bireylerin yaşam tarzları ve bulundukları çevrenin etkisi de çok büyük olmaktadır. Mesela: Her vücutta bir koruyucu sistem mevcuttur. Bu sistem vücudun direncini ifade etmektedir. Son zamanlarda vücudun koruyucu sistemine bir de kök hücreleri varlığı keşfedilmiştir. Onların da rolü bu koruyucu sistemde oldukça büyüktür.
Çeşitli hastalıklarda, verilen ilaçlar mikropları öldürmekte veya en azından zayıflatmaktadır. Böylece vücudun koruyucu sistemi harekete geçer ve onları kolayca yok ederek iyileşmeyi sağlamaktadır.
2 Ameliyatlarda veya yaralanmalarda hekimler mikropları temizlemekte ve gereken dikişleri atmaktadır. Ancak yaraların veya dikişlerin kapatılmasını vücut kendi sağlamaktadır.
3 Geçirilen birçok hastalığa özellikle çocuk hastalıklarına karşı vücut sisteminde bağışıklık oluşmakta ve bir daha o hastalık mikrobu geldiğinde ona karşı oluşan vücuttaki bağışıklık hücreleri o hastalığı hemen daha başında yok edebilmektedir.
Kısacası; hastalıklarda doktor ve ilaçlar, sadece etkeni ortadan kaldırmaktadır. Vücudumuz ise, kendi kendisini tedavi etmektedir. Onun için sağlıklı bir vücuda, bünyeye sahip insanlar daha dirençli olmaktadır.
Hekimlik gizli ve ulvi bir meslektir -1